FEMİNİZM HERKES İÇİNDİR

BGST Yayınları bell hooks’un “Feminizm Herkes İçindir: Tutuklu Politika” adlı kitabını okuyucuyla tekrar buluşturdu.
|
BÜKAK 25 Kasım Etkinlikleri

1 Aralık Perşembe
Panel: "Şiddet ve Savaş Ortamında Kadın Dayanışması"
Katılımcılar:
Av. Eren Keskin: Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu
Av. Yasemin Öz: Amargi Kadın Akademisi ve KAOS GL üyesi
Burçin Belge: Gazeteci
Saat: 18.00, Yer: BÜ Güney Kampüs/Demir Demirgil Salonu(ÖFB)
Türkiye gündeminde uzun süredir yükselişte olan şiddet ve savaş ortamı kadınları farklı boyutlarda etkilemeye devam ediyor. 12 Haziran seçimlerinden hemen önce barıştan söz etmeyi bırakan hükümet PKK’ye yönelik operasyonları hızlandırırken sivillere yönelik terör eylemleri de arttı. Bir yandan da bu süreçte kadın cinayetleri ya arttı ya da medyada daha görünür olmaya başladı. Savaş ve şiddet ortamının kadınların yaşamlarından ve maruz kaldıkları şiddet biçimlerinden bağımsız olmadığını düşünüyoruz. Bu yüzden savaştan, şiddetten ve ölümden değil, yaşamdan ve barıştan tarafız. Bu panelde Türkiye'deki mevcut devlet kurumlarının, hukuk sisteminin ve ana akım medyanın kadına yönelik şiddeti, savaşı ve öldürmeyi normalleştiren, failleri koruyan pratiklerini ve kadınların bu alanlardaki mücadelelerini ele alacağız.
|
Van Büyür İçimizde Çok Eski Bir Yer Kanar
 Burcu Yankın/ 29 Kasım 2011 
“Van’ı Terk Etmiyoruz” kampanyası dahilinde yürütülen gönüllü organizasyonunun ilk ekibi olarak 19 Kasım sabahı düştük Van yollarına. Edindiğimiz bilgiler, Van’da ciddi bir işgücüne ihtiyaç olduğu yönündeydi. Ayrıca afetin yarattığı hasarları görebilmek, bunu çevreye duyurabilmek adına da orada bulunmak önemliydi.an Havaalanı oldukça hareketliydi; şehre daha varmamış olmamıza karşın burada depremin izlerini sürmek çok da zor değildi; gelip giden koliler, yardım paketleri, valizler, eşyalar, ellerinde kameralarıyla gazeteciler… Bu izdihamı aşıp, şehre gitmek üzere bir taksiye binmemizle deprem günlüğümüz de ilk konuğunu ağırlamış oldu: Taksiyi süren abi –ismini sormayı unuttuk- aynı zamanda bir depremzedeydi. Çok tepkiliydi herkese, her kuruma. “Biz ölmüşüz. Herkes zenginden yana. Zengin de kaçtı gitti zaten. Biz yerimizde sayacaz. Çocuklar olmasa dağda da yaşardık… Herkes ayrımcılık yapıyor. Bir parti görmedim, bir belediye, bir çöpçü… TV’ye çıkıp yalan söylüyorlar yardım ettik diye. Şu yıkıntıların altı insan…”
|
YARGININ TECAVÜZCÜLERİ KORUMASINA RAZI DEĞİLİZ!!!

13 yaşındaki bir çocuk 26 erkeğin tecavüzüne uğradı. Kamu davası ancak N.Ç.nin Adalet Bakanı’na yazdığı mektuptan sonra açılabildi. Tecavüzcüler yüzbaşıydı, okul müdürüydü, korucuydu, kamu görevlileriydi, erkeklerdi. Kamu davası açıldıktan sonra N.Ç.nin avukatı, N.Ç.yi destekleyenler, tecavüzcülerin en ağır şekilde cezalandırılmasını isteyenler, defalarca tehdit edildiler.
|
12-13 Kasım Kadın Emeği Konferansı

Sosyalist Feminist Kolektif, ücretli-ücretsiz emek kıskacına sıkışmış kadınların koşullarını ne tür politikalarla ve hangi yollardan geçerek dönüştürebileceğini tartışmak üzere 12-13 Kasım tarihlerinde Kadın Emeği Konferansı düzenliyor.
|
Feminist Yaklaşımlar Dergisinin Yeni Sayısı Çıktı!

|
Bir Sanatçının Portresi: Koreograf Anna Teresa de Keersmaeker
 Çeviren : Berna Kurt 
“Beyoncé benim işimi mi çaldı? O en kötü taklitçi değil: iyi bir dansçı ve zevk sahibi bir insan”
|
4320 SAYILI KADINLARA YÖNELİK HER TÜRLÜ ŞİDDET ve EV İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ, ŞİDDETLE MÜCADELEYE DAİR KANUN TASARISI TASLAĞI

Kadına Yönelik Şiddet Yasası ile ilgili olarak kadın örgütlerinin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na ilettiği öneriler...
|
Kaybolan Pointe: O Harika Kadın Koreograflar Nerede?
 Çeviren : Banu Açıkdeniz 
Dans her zaman kadınların, sadece daha görünür olduğu değil, aynı zamanda daha çok iş başında olduğu bir sanat formu olagelmiştir. Meslekte kilit bir rol oynayan kadınların, öncü çağdaş koreograf Martha Graham’den, Kraliyet Balesi’nin (Royal Ballet) kurucusu Ninette de Valois’ya ve daha geç dönemdeki, muhteşem Pina Bausch’a kadar uzanan listesi uzun olduğu kadar etkileyici de. Ancak geçen hafta, Britanya’nın önde gelen dans festivali, Dance Umbrella, Dance UK adlı baskı grubuyla güçlerini birleştirerek “Kadınlar nerede?” başlıklı bir tartışmaya ev sahipliği yaptı.
|
Suzan Zengini Kaybettik
 Ayça Söylemez/ 13 Ekim 2011 
Gazeteci ve çevirmen Suzan Zengin, iki hafta önce olduğu açık kalp ameliyatının ardından bulunduğu Koşuyolu Göğüs Hastalıkları Hastanesi'ndeki yoğun bakım servisinde dün (12 Ekim) akşam 52 yaşında hayatını kaybetti. Zengin, iki yıl kaldığı Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi'nde hastalanmıştı.
İşçi Köylü gazetesinin Kartal bürosu temsilcisi Zengin, 28 Ağustos 2009'da evi basılarak gözaltına alınmış ve çıkarıldığı mahkemede tutuklanmıştı. İlk duruşmasına, bir yıl sonra, 26 Ağustos 2010'da çıkabildi.
Zengin, Türk Ceza Kanunu (TCK) 314/2. "örgüt üyesi olmayıp örgüt adına suç işlemek" maddesinden, "TKP/ML-TİKKO örgütüne üye olmak" suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle Beşiktaş'taki İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyordu.
|
Kadın Kurumlarına Çağrı
 Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu / 16 Ekim 2011 
Gizlihan B. Çorlu Cumhuriyet Polis Merkezinde Amir olarak görev yapıyordu.
11.03.2011 günü, eşiyle aralarında yaşadıkları tartışma sonucu söz konusu polis merkezine başvuran T.Ş’yi korumak amacıyla önlemler alması gerekirken, ona cinsel tacizde bulundu.
T.Ş. olayın peşini bırakmadı. Gizlihan B’nin taciz içeren sözlerini telefon kaydına aldı. Ve savcılığa başvurdu.
Çorlu Cumhuriyet Savcılığı, Gizlihan B. Hakkında cinsel taciz suçlamasıyla dava açtı. Dava Çorlu 2. Sulh Ceza Mahkemesinde görülmekte.
Gizlihan B., T,Ş.’nin maruz kaldığı cinsel taciz nedeniyle görevinden açığa alındı. Ancak, o kendisini öylesine güçlü hissediyor ve görevine iade edileceğini o kadar inanıyor ki, 07.10.2011 günlü dava celsesinde tehditler savurmaya devam etti.
2. duruşma 28.10 2011 günü saat 13.30’da Çorlu’da yapılacak.
Karakol Amiri olarak görev yaparken, karakola başvuran bir mağdura cinsel tacizde bulunmak utanmazlığını gösteren Gizlihan B.’yi protesto etmek ve bir hak mücadelesi veren T.Ş’yi yalnız bırakmamak amacıyla o gün Çorlu’da olalım diyoruz.
|
"Halklar Barış İstiyor, Hükümet Savaş mı İstiyor?"
 Barış İçin Kadın Girişimi / 6 Ekim 2011 
Son göz altılarla birlikte yapılan tüm operasyonlar, barışın sesini gayrimeşru ilan etme gayreti, savaşın dilini meşru kılma operasyonudur. Polis durumu “rutin çalışmalarımız sürüyor” şeklinde açıkladı. Rutin ölüm ve tutuklama işte!
Bizler, kadınlara yönelik şiddete karşı ve barış için yıllardır birlikte mücadele ettiğimiz arkadaşlarımızın tutuklanmalarına, gözaltına alınmalarına hemen son verilmesini ve serbest bırakılmalarını istiyoruz.
|
Fatma Tokmak’ı Unutmayalım!
 Av. Eren Keskin, Leman Yurtsever 
Fatma Tokmak, 1996 yılından bu yana özgürlüğünden yoksun bulunmakta.
1996 yılında hiçbir şekilde ilişkisinin olmadığı bir olayla ilgili olarak başkalarının verdiği işkenceye dayalı birkaç ifade ve bir itirafçının ifadeleriyle son derece hukuksuz bir biçimde yargılanmaya başlanmıştır.
|

Biz kadınlar, barış için söyleyecek sözümüz, çözümü geliştirecek gücümüz var demeye devam ediyoruz. Bugün, otuz yıldır devam eden savaşın en tehlikeli günlerindeyiz. 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yaşadığımız şiddet ortamı nasıl bir noktaya geldiğimizi anlatmaya yetiyor. Barışı savaşarak sağlayacağını söyleyen iktidarın yalan söylediğini, aslında savaş istediğini biliyoruz. Biz, halklar arasında yaratılmak istenen ayrıştırmayı, içimize işlemeye çalıştıkları düşmanlığı ve korkuyu kabul etmiyor, tek çözüm yolunun barış olduğunu söylüyoruz.
|
|
Kadınlar, Siyaset ve Genel Seçimler Üzerine Sebahat Tuncel ile Söyleşi
 Söyleşiyi yapan: Esra Aşan, Seda Saluk / Haziran 2011 
2007 Genel Seçimlerine damgasını vuran konulardan biri tutuklu yargılanan Kürt kadın hareketi aktivisti Sebahat Tuncel’in Kürt kadın hareketi öncülüğünde yürütülen seçim çalışmaları sonucunda cezaevinden çıkarılıp parlamentoya taşınmasıydı. Parlamentoya girdiğinden itibaren milliyetçi ve cinsiyetçi politikaların hedefi olan Sebahat Tuncel, milletvekilliği yaptığı dönemde Kürt kadın hareketi aktivisti diğer milletvekilleriyle birlikte Kürt sorununun siyasi ve barışçıl yollarla çözülmesinde aktif rol almaya ve kadınların barış mücadelesini dillendirmeye çalıştı. Bu çalışmaları boyunca DTP ve sonrasında BDP üyesi kadın vekiller gerek parlamento içinde gerek medyada savaş siyasetinin devam etmesini isteyen ve Kürt sorununun barışcıl çözümüne direnç gösteren kesimler tarafından pek çok ayrımcılığa maruz bırakıldı. Hatta katıldıkları eylemlerde bizzat devlet şiddetini yaşadılar. 2011 Genel Seçimlerinde Barış, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun aday gösterdiği Sebahat Tuncel’le parlamenter siyaset ve 2011 Genel Seçimleri, Türkiye’de kadın hareketi, kadınların barış ve özgürlük mücadelesi üzerine konuştuk.
|
Cinsel Saldırı Davası’nda 3.Duruşma: İlle de Adli Tıp Raporu
 Nihal Albayrak / 27 Haziran 2011 
2010 Eylül’ünde Feminist Kadın Çevresi üyesi ve LGBT hareketi aktivisti bir kadın arkadaşımız Bahçelievler’de kuaförünün tecavüz girişimine maruz kalmış ve şikâyeti üzerine “nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs” suçundan Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılmıştı. 1 Şubat ve 7 Nisan’da gerçekleşen duruşmaların ardından 24 Haziran’da 3. duruşma görüldü. 24 Haziran Cuma günü gerçekleştirilen duruşma, LAMBDA İstanbul LGBTT Derneği adına Fırat Söyle’nin müdahillik talebinde bulunmasıyla başladı.
|
Devlet Hediye AKSOY’u ve tüm hasta tutsakları hemen salıvermek zorundadır
 Barış İçin Kadın Girişimi / 27 Haziran 2011 
Bugün burada Hediye Aksoy için, Hediye Aksoy’a özgürlük demek için toplandık.
Adli Tıp Kurumu önünde toplandık çünkü olumsuz gelişmeler var, Hediye’nin durumu gözle görülür bir şekilde hızla kötüye gidiyor.
Meme kanseri olan Hediye Aksoy’un cezaevinde tedavisi mümkün olamayacağı belli olduğu halde, Hediye’yi ameliyat sonrası önce radyoterapiyi sonra da kemoterapiyi cezaevi koşullarında almaya mecbur ettiler. Hastaneye rink araçlarında, saatlerce orada burada bekletilerek götürüldü. Kemoterapi halen sürüyor. Ve cezaevi ve rink aracının belirlediği koşullarda yaşanan ve adına tedavi denilen bu süreç devam ederken kanser yeni bölgelere sıçradı.
|
Türkiye’de Aile içi Şiddete Karşı Feminist Mücadele: Aktarım Notları
 Derleyenler: Aydan Saraç, Büşra Karpuz, Meltem Keniş, Merve Tabur 
Evdeki Terör kitabı MOR ÇATI’nın; “eş dayağının ‘aile meselesi’ olmaktan çıkarılıp politik bir sorun olarak kamuoyunun gündeminde yer alması mücadelesinin” bir ürünü olarak 1996 yılında İstanbul’da basılmış. Kitap, beş yıl boyunca MOR ÇATI Kadın Sığınağı’na başvuran kadınların deneyimlerinden hareketle hazırlanmış. Evdeki Terör hem aile içi şiddetin tekil ve münferit vakalar olmadığını, “kadınların ortak bir baskı deneyimi yaşamakta olduklarını” görmek açısından hem de bu konuyu üstü örtülecek, gizlenecek bir mesele olmaktan çıkarmayı amaçlayan ve feministlerin “kişisel olan politiktir” sözünden hareketle aile içi şiddeti kamusal alanda tartışmaya açmak açısından son derece önemli bir kaynak.
|
Şiddetin Normalleştirilme Süreci: Aktarım Notları
 Özetleyen: Melce Hüsünbeyi 
Uppsala Üniversitesi’nden sosyolog Eva Lundgren’ın Şiddetin Normalleştirilme Süreci adlı kitabı, toplumda kabul gören şiddet tanımlarını ve eksikliklerini anlamak adına yola çıkan bir araştırmanın ürünüdür. Lundgren kitap boyunca kullandığı kavramsal çerçeveyi yaklaşık altmış kadar kadın ile onların eşleri ve çocuklarıyla yaptığı görüşmelerden hareketle geliştirmiş. Berna Ekal’ın çevirisiyle Rengahenk Sanatevi/Gökkuşağı Yayınları tarafından 2009 yılında yayınlanan Şiddetin Normalleştirilme Süreci, kadına yönelik şiddeti feminist bir bakış açısıyla nasıl ele alabileceğimiz konusunda oldukça yol gösterici bir kitap.
|
Flört Şiddeti: Güzin Yamaner ile Söyleşi
 Söyleşiyi yapan:Ceren Şafak, Elif Bozgan 
Kadına yönelik şiddet konulu dosya çalışmamızda Türkiye’de çok gündemde olmayan ama üniversiteli kadınlar olarak bizi etkileyen bir konuyu tartışmaya çalıştık: Flört şiddeti. Çalışmamızda konuya dair kısa ve giriş niteliğinde bir aktarım gerçekleştirdik ve flört şiddetinin tanımı, mücadele yolları üzerine tartışmalar yürüttük. Yurtdışında bu konuda oldukça geniş çalışmalar ve detaylı incelemeler yapıldığı halde, çalışmamız esnasında Türkiye kaynaklı oldukça sınırlı sayıda çalışmayla karşılaştık. Bu çalışmalardan biri de Nevşehir Üniversitesi Cinsiyet Eşitliği Kulübü’nün geçen yıl 8 Mart etkinlikleri kapsamında düzenlemiş olduğu flört şiddeti konulu konferanstı.
|
Kadın Cinayetlerine İsyandayız! Hilal Esmer ile Kampanya Üzerine Söyleşi
 Söyleşiyi yapan:Melce Hüsünbeyli, Öykü Tümer 
“Erkeklerin Sevgisi Her Gün Üç Kadını Öldürüyor!” son zamanlarda en çok duyulan sloganlar arasında. Bu slogan, bir taraftan çarpıcı bir istatistikî veriyi sunarken diğer taraftan kadınların kadın cinayetlerine karşı yükselen öfkeli sesini de duyuruyor. Bağımsız Feminist Kadınlar, MOR ÇATI, Amargi, Filmmor, KADAV ve Sosyalist Feminist Kolektif’ten kadınların bir araya gelerek kurdukları İstanbul Feminist Kolektif (İFK) 2010 Nisan ayından bu yana “Kadın Cinayetlerine Karşı İsyandayız” platformunu oluşturup aynı isimli kampanyayı başlattı.
|
MOR ÇATI Kadın Sığınağı Vakfı ile Söyleşi
 Söyleşiyi yapan: Büşra Karpuz, Esra Aşan, Meltem Keniş 
MOR ÇATI Kadın Sığınağı Vakfı yaklaşık 20 yıldır, şiddet gören kadınlara dayanışma ve sığınak desteği sağlıyor. BÜKAK’ta kadına yönelik şiddet üzerine yürüttüğümüz okuma çalışmaları sonrasında feminist dayanışmayı ilke edinmiş MOR ÇATI’lı kadınları ve çalışmalarını daha yakından tanımak amacıyla bir söyleşi yaptık. MOR ÇATI’dan Birgül Akay, Fatma Mefkure Budak ve Gökçe Kartaler’le MOR ÇATI’nın kuruluşu, kadın sığınaklarının işleyişi, çalışma yöntemleri ve geçtiğimiz Aralık ayında gerçekleştirilen 13. Kadın Sığınakları Kurultayı üzerine konuştuk.
|
Medyada Cinsel Şiddet Temsilleri ve Kadın Odaklı Habercilik: Burçin Belge ile Söyleşi
 Söyleşiyi yapan:Merve Tabur, Öykü Tümer 
Bağımsız haber portalı bianet’in editörü Burçin Belge ile ana akım medyada kadına yönelik şiddetin yansıtılma biçimleri, cinsel şiddeti gündemleştirmeyi amaçlayan kampanyalar, medyada çalışan kadınların maruz kaldığı cinsiyetçi tutumlar ve alternatif medyada kadın bakış açısıyla habercilik yapmanın önemi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
|
8 Mart Kadın Platformu ve KESKte Taciz Tartışmaları Üzerine
 FKÇ 8 Mart Organizasyon Grubu / 4 Mart 2011 
Bu sene 8 Mart mitingini düzenlemek üzere bir araya gelen kadın kurumları ve karma kurumlardan kadınların oluşturduğu platformda, geçtiğimiz aylarda KESK’te yaşanan taciz vakası nedeniyle ciddi tartışmalar yaşandı. Tartışmanın ana ekseni bu taciz vakasının miting sırasında kürsüden okunacak metinde, KESK’te yaşanan taciz olayına yer verilip verilemeyeceği, verilirse nasıl yer verileceği konusu oluşturdu.
|
|