…PİNA BAUSCH’U KAYBETTİK…
 Berna Kurt / 2 Temmuz 2009 
Dans tiyatrosunun “annesi” Pina Bausch ansızın vefat ettikten sonra, hakkında yazılanları okumaya çalıştım. Öncülüğünü yaptığı dans anlayışı, İstanbul temalı gösterisi “Nefes”, Türkiye seyahati…vb. öne çıkıyordu yazılarda. Bir süre bir şey yazamadım. Gösteri sanatları alanındaki tarihsel önemini, bir kadın dansçı olarak duruşunu, yaptıklarını özetlemek istemedim. Yıllardır gösterilerini izliyor, çalışmalarının ve provalarının kayıtlarını seyrediyor, oluşturduğu yeni sahne estetiğiyle ilgili makaleleri çevirip yayınlıyor, dans anlayışı üzerine tartışmalar yürütüp yazılar yazmaya çalışıyorduk.*
|
Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar, 8. Sayı çıktı!

Geçtiğimiz günlerde gazetelerde şöyle bir haber yayımlandı: "Açıköğretim Fakültesi Jandarma ve Polis Önlisans Meslek Eğitimi programında çıkan final sorularından birisi şu idi: "Aşağıdakilerden hangisi kadına özgü bir davranış olarak kabul edilir? (a) Çokbilmişlik; (b) Baskıcılık; (c) Konuşkanlık; (d) Mantıksal düşünme ve (e) Kendine güvenme." Cevap anahtarına göre sorunun yanıtı, (c) şıkkı yani "Konuşkanlık."1 Bu soru gündelik hayattaki cinsiyetçi önyargıların yazıya dökülmüş hali. Böyle bir sınavda değil de bir magazin programında konuklara sorulsa belki anaakım medya için "haber" değeri olmayacaktı. Konu anaakım medyaya Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun açıklamasının ardından taşındı: "Yanlış anlamalara neden olacak bu tür soruların, sorular arasında yer almaması hususunda gerekli hassasiyetin gösterilmesini rica ederim."2 Yapılan bu müdahalenin işe yarayıp yaramayacağı ve Nimet Çubukçu'nun Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı iken cinsiyetçilik ile ne kadar mücadele ettiği bir yana, bu sorunun "polis ve jandarma eğitimi" bağlamında gündeme gelmiş olması oldukça düşündürücü. Erkek egemen bir kurumun adaylarına sorulan bu soru, buzdağının yalnızca görünen kısmı.
|
Senede Bir Gün
 Sema Semih / 30 Haziran 2009 
...Etrafındaki tüm herkesi kendine yakın görmek. Dışlanmasının, ötekileştirilmesinin, yok sayılmasının dışında seninle tek ortak özelliği senden farklı olması olan arkadaşlarınla bir arada durabilmek. Bugün sesimiz kısılana, ayaklarımız tutmayana kadar bağırmaktan başka tüm hissettiğimiz, yaptığımız buydu. Senede bir gün, sadece birkaç saat ve sadece birkaç kilometrelik bir sokakta hep birlikteyken var olabildik. Gündüz yağan yağmurdan, çakan şimşeklerden sonra İstiklal’e bir gökkuşağı doğmuştu, biz doğmuştuk. Senede bir gün de olsa biz çoğunluktuk, biz kazandık, kendimiz olduk. Geriye kazanacak 364 günümüz kaldı.
|
Meclisten Onur Haftasına üç elma düştü!
 Gizem Aksu / 29 Haziran 2009 
Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel (LGBTT) bireylerin anayasal hak mücadelesi düşünüldüğünde bugün (26 Haziran) LGBTT bireyler için önemli bir gündü. TBMM de görevde bulunan üç milletvekili Mehmet Sevigen (CHP), Sebahat Tuncel ve Akın Birdal (DTP) Onur Haftası’na katıldılar. Moderatörlüğünü Birgün gazetesinde cinsel yönelimini saklamadan yazar olarak çalışan Kürşad Kahramanoğlu’nun yaptığı “Anaakım Politikada LGBTT Gündemi” paneline katılan panelistlerinortak özelliği ise meclise LGBTT bireylerle ilgili soru önergeleri sunmuş olmaları. 2008 yılında LGBTT bireylere yönelik ayrımcı uygulamalara dair bir soru önergesi veren Sebahat Tuncel TBMM tarihinde bir ilki gerçekleştirmişti. Akın Birdal LGBTT bireylere yönelik nefret cinayetlerine dair devletin ne yaptığını soran bir soru önergesi sundu.Yanıtı bugünlerde bekliyoruz. Mehmet Sevigen ise eşcinsel olduğu gerekçesiyle Türkiye Futbol Federasyonu’nun görev vermediği Halil İbrahim Dinçdağ’dan yola çıkarak LGBTT bireylerin mesleklerinde yaşadıkları ayrımcılığa dair meclise bir soru önergesi sundu.
|
Reyting İçin Kadın Düşmanlığından Medet Ummak ya da “Ah Be Güzelim” Yarışması!
 MEDİZ - Kadınların Medya İzleme Grubu / 29 Haziran 2009 
Güzel ve Dahi, Mehmet Ali Erbil’le 50 Sarışın benzeri birçok formatın ardından, ATV’de yayınlanmaya başlayan Ah Be Güzelim yarışması ile, ‘medya etiği’, ‘sorumlu yayıncılık’ gibi defaatle vurguladığımız hususları hatırlatmaya, içerdiği cinsiyetçi unsurları anlatmaya gerek bırakmayacak şekilde ‘kadınları aşağılayan, aşağılamaya teşvik eden’ apaçık kadın düşmanı olarak tasarlanan-kurgulanan bir yarışma programı ile karşı karşıyayız.
|
KESKli Kadınlardan Mektup Var!
 Songül Morsümbül, Gülçin İsbert, Elif Akgül Ateş, Mine Çetinkaya, Şermin Güneş, Sakine Esen Yılmaz, Yüksel Özmen, Meryem Çağ, Sueyda Demir, Yüksel Mutlu / 23 Haziran 2009 
...Bizler Bergama M tipi kapalı cezaevinde tutuklu bulunan emek, barış, demokrasi, kadın ve insan hakları savunucuları olarak, baskılar karşısında yılmadık, yılmayacağız. Kendimiz, geleceğimiz, çocuklarımız ve bu topraklarda yaşayan herkese, daha özgür, daha yaşanılır bir ülke yaratmak için mücadelemize devam edeceğiz...
|
BGST Yayınlarından İfade Özgürlüğü Üzerine Yeni Bir Kitap
 Cansu Şipal / 26 Haziran 2009 
BGST Yayınları, ifade özgürlüğü ile ilgili yeni yayımıyla Düşünce Dizisinin 10. kitabını piyasaya sürdü. Taner Koçak, Taylan Doğan ve Zeynep Kutluata'nın editörlüğünü yaptığı Türkiye'de İfade Özgürlüğü kitabında Ahmet Yaşar Ocak, Alişan Akpınar, Arif Ali Cangı, Ayhan Bilgen, Ayşe Günaysu, Ayşen Candaş Bilgen, Baskın Oran, Can Başkent, Doğu Ergil, Erdoğan Aydın, Eren Keskin, Erol Önderoğlu, Ertuğrul Kürkçü, Fatma Benli, Ferhat Kentel, Hamit Bozarslan, Hamza Türkmen, Handan Çağlayan, Hasan Saltık, Hülya Gülbahar, Leman Yurtsever, Mehmed Uzun, Meral Danış Bektaş, Nazan Maksudyan, Noam Chomsky, Oktay Uygun, Özgür Gürbüz, Rober Koptaş, Samim Akgönül, Seyfi Öngider, Ümit Kardaş ve Yeşim Başaran'ın katkılarını bulmak mümkün...
|
Sinema Emekçileri Sendikası Tacize Hayır Eylemi Basın Açıklaması
 SİNE-SEN’de TACİZE HAYIR KADIN PLATFORMU / 23 Haziran 2009 
Sinema Emekçileri Sendikasında sendika üyesi bir kadına uygulanan tacizin ardından sendika yönetiminin tutumuna tepki olarak Sine-Sen'de Tacize Hayır Kadın Platformu 23 Haziran 2009 Salı günü Sinema Emekçileri Sendikası önünde bir eylem düzenledi. Eylemde kadınlar sendikalarda ve tüm yaşam alanlarında kadınlara yönelik her türlü şiddete karşı yaptırım taleplerini dile getirdiler.
|
Esmeray ile "Tecavüz" üzerine...
 Pınar Gümüş, Sezin Gündoğan / 13 Mayıs 2009 
İstanbul Amatör Tiyatro Günleri kapsamında 12 Mayıs 2009 tarihinde “Heteroseksizmi Anlamak” başlıklı bir panel düzenlendi, aynı günün akşamında ise Esmeray, Dario Fo-Franca Rame’nin “Tecavüz” isimli oyununu sergiledi. Bu iki etkinlik, aynı zamanda bu yıl 4. Kez düzenlenen Uluslar arası Homofobi Karşıtı Buluşma Etkinlikleri kapsamında da İATG ile ortak etkinlik olarak yer aldı.
|
Kürt Sorununda Barış Ve Demokrasi İçin Kadın Dayanışması
 Demokratik Özgür Kadın Hareketi ve DTP ile Dayanışma Kadın Platformu / 15 Haziran 2009 
Demokratik Özgür Kadın Hareketi ve Demokratik Toplum Partisi ile Dayanışma Kadın Platformu, DTP'ye ve KESK’ ve yönelik operasyonlarda tutuklananların serbest bırakılması için başlattıkları imza kampanyasını 15 Haziran Pazartesi günü İstanbul TMMOB’da düzenledikleri basın toplantısıyla tanıttı. Sadece kadın katılımcılara açık olan dayanışma kampanyası, DTP ve DÖKH’ye yönelik tutuklamalar karşısında kamuoyunda duyarlılık oluşturulmasını amaçlıyor ve tüm tutukluların serbest bırakılmasını talep ediyor.
|
Gayrı Acı Renginde Açıyor Çiçekler
 Zeynep Tozduman / 27 Mayıs 2009 
Bir dağ sustu artık. Rüzgar uğuldamayacak acı, acı. Ağaçlar, yeşilin her tonunda acı renginde elbisesini giyecek bundan gayrı. Bir ana ağlarken sessiz, sessiz silahlar deklanşöre basılı BARIŞ adına... Barış adına kırılıyordu, gencecik fidanlar. Taziye çadırında tilîlîler ve barış işaretleri başrolünü alıyordu... Fırat ve Dicle êdî bese diyerek ağlıyordu. Dağlar, koyaklar, nehirler ağlıyordu… Çığlıklarımız karışıyor birbirine.
|
İATG Kapsamında Sergilenen Bazı Oyunlara Dair Kadın Bakış Açısıyla Bir Tartışma
 Pınar Gümüş, Sezin Gündoğan / 20 Mayıs 2009 
2009 İstanbul Amatör Tiyatro Günlerinin ikinci ayağı 2 Mayıs Cumartesi günü başladığından bugüne kadar sahnelenen oyunların büyük kısmını izleme fırsatı bulduk. Sergilenen oyunların çoğunluğunun çalışma süreçleri ve grupların genelde yıl içine yayılan eğitim çalışmaları ile ilgili bilgileri içeren yazılar halihazırda İATG web sitesinde bulunmakta. Bu yazıdaki amacımız, izlediğimiz oyunlara dair ayrıntılı yorumlar getirmek değil; daha ziyade, izleme fırsatını bulabildiğimiz oyunların neredeyse hepsinde toplumsal cinsiyet dramaturjisi üzerinden tartışma ihtiyacı hissetmemiz, bizi bu konuda bir yazı yazmaya sevk etti. Belki gruplar bazında, özellikle bazı oyunlarla ilgili, yapılabilecek toplumsal cinsiyet tartışmalarına katkı sunabiliriz diye düşündük.
|
8 Mart Kadın Platformu ve 8 Mart Miting Süreci Üzerine
 FKÇ 8 Mart Organizasyon İnisiyatifi / Mart 2009 
Bu seneki 8 Mart sürecinin örgütlenmesi dört kadın kurumunun çağrıcılığıyla başladı ve 8 Mart kadın mitingini örgütlemek üzere 8 Mart Kadın Platformu oluşturuldu. Feminist Kadın Çevresi olarak, takip ettiğimiz platform toplantılarında iki konuya vurgu yaptık:
Bunlardan biri farklı kesimlerden kadınların sorunlarını ve taleplerini dillendirebileceği, ülke ve dünya gündemine dair söz söyleyen, çok dilli ve çok kimlikli bir mitingin örgütlenmesiydi.
|
|
Birlikte Yıkanan Kadınlar
 Cynthia Peters / 6 Nisan 2009  Çeviren : Pınar Özkul 
Fas’taki bir hamamda genç bir kızın büyükannesini yıkamasını seyrettim. Her bir kolunu, bacağını kaldırıyor, göğüslerini bir o tarafa bir bu tarafa çeviriyor, vücudunun en ücra köşelerine ulaşabilmek için karnından tutup kaldırıyordu. Başında duruyor, yanına çömeliyor, oturuyor, büyükannesini temizlemek için bütün kas gücünü kullanıyordu. Büyükanne dalmış bir biçimde fayansın üzerinde uzanıyordu.
|
Afganistan Devrimci Kadınlar Birliği (RAWA) ile Röportaj
 Ian Sinclair / 6 Mayıs 2009  Çeviren : Hakan Aktaş 
1977 yılında kurulan Afganistan Devrimci Kadınlar Birliği (RAWA), Afganistan’da insan hakları ve sosyal adalet için mücadele eden bağımsız bir kadın örgütüdür. RAWA Afgan kadınları için gizli okullar kurarak, dergi yayınlayarak ve insani projeler üreterek 1979–89 yılları arasındaki Sovyet işgal ve istilasına, sonrasında da Mücahidin ve Taliban hükümetlerine karşı koymuştur.
|
Annelik ve Kızlık Üzerine
 Adrienne Rich*  Çeviren : Saliha Arseven** 
Bu çeviri Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencilerinden oluşan Bilkent-ELIT-Çeviri Grubu atölye çalışmalarından birinin ürünüdür. Metin, Adrienne Rich’in “Of Woman Born: Bir Deneyim ve Kurum Olarak Annelik” (New York : W. W. Norton, c1995) adlı kitabından alınmıştır.
|
Venezüella Kadın Çehresine Sahip
 Jesse Blanco / 02 Mart 2009  Çeviren : Semih Togay 
Venezüella, 26 milyon kişinin yaşadığı ve bu nüfusun yaklaşık yüzde 49.6’sını yani yarısını kadınların oluşturduğu güzel bir ülke. Bu kadınların durumlarına baktığımızda, genç yaştaki hamilelik oranındaki en yüksek artışın Latin Amerika ve Karayipler’de yaşandığını görüyoruz. Buradaki kadınların tümü, psikolojik, fiziksel ya da hepsinin ötesinde kültürel olarak dışavurulan toplumsal cinsiyet temelli şiddetten zarar gören kadınlar. Tüm bunların neticesinde ölüm oranlarında da kaçınılmaz olarak bir artış söz konusu. Haftada yaklaşık beş kadın toplumsal cinsiyet temelli şiddet sonucu öldürülüyor.
|
Ah Bir Karım Olsa!
 Judy Brady (Syfers) / Güz 2008  Çeviren : Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı 1. sınıf öğrencileri 
Amerikalı yazar Judy Brady (Syfers) imzalı “Ah Bir Karım Olsa!” yazısı bu yazı ilk kez 1971 yılında, yani daha kadın hareketi nispeten yeni iken, “Ms.” adlı dergide basılmıştı. Judy Brady 1937 yılında Amerika’da doğmuş ve 1960’larda orada yazarlığa başlamıiş, kürtaj, eğitim, işçi hareketi ve feminist hareket hakkında yazılar yayımlamıştı. Brady’nin bu yazısı, o günden beri okullarda da çok okutulan bir feminist hiciv klasiği olmuştur. Brady’ye göre, sözlüklere bakılırsa “eş” anlamında kullanılan “karı” sözcüğü sadece “bir erkek ile evli kadın” demek; ama pek çok kadının da bildiği gibi eş bundan çok fazla şeyi ifade ediyor: sevgili, ev işlerinden sorumlu kimse, beslenme uzmanı, şoför, arkadaş, seks partneri, uşak, hemşire, sosyal hayattan sorumlu sekreter, ego-okşayıcısı ve daha pek çok şey. O günden bu yana belki de çok fazla şey değişmediği için Judy Brady’nin 38 yıl önceki “Benim de bir karım olsun o zaman!” dileği geçerliliğini bugün de koruyor, ne dersiniz?
|
Maşizm ve Kapitalizm: Venezüella’da cinsiyet eşitliğine giden katılımcı yol
 Raquel Barrios / 01 Mart 2009  Çeviren : Tuğçe Çuhadaroğlu 
Venezüella’daki kadınlık durumu kati toplumsal yargının egemenliğinde seyretmiştir; eğer bir kadın bekâr bir anne ise yanında bir erkek tutamamakla suçlanır, başarılı bir profesyonel ise yaşamına bir partnerin müdahalesini kabul edemeyen “baskın kişilik” olarak muamele görür, eğer bir kamu kurumunda çalışıyorsa erkekleşmiş addedilir ya da fiziksel olarak güçlüyse eşcinsel olabilir… Bir kadındaki herhangi bir eğilim göstergesi “normal” sayılandan sapmayı teşhis etmek için dikkatle ve detaylı bir biçimde irdelenir. Her birey birçok sosyal ilişki ile çevrilidir: üretim, ırk, milliyet, etnisite, toplumsal cinsiyet ve cinsellik. Tüm bunlar birlikte bütünlüklü ve farklılaşmış öznellikleri oluştururlar.
|
Hayat, Özgürlük, Su
 Maude Barlow / 2 Haziran 2008  Çeviren : Özlem Pehlivaner 
İklim değişiminin ve dünya çapında kıtlığın ortaya çıkmaya başladığı şu günlerde, insanlar su için kavga mı edecekler yoksa suyu korumak için bir araya mı gelecekler? Küresel su adaleti hareketi, evrensel bir hak olan herkesin temiz suya erişimini teminat altına almak için uluslararası hukukta değişiklik talep ediyor.
|
Ramallah’tan Görünüm: İsrailli retçiler Ni’lin’den Tel Aviv’e kadar İsrail Savunma Kuvvetleri ile Mücadele Ediyor
 Jesse Rosenfeld / 21 Ocak 2009  Çeviren : Müjde Yılmaz 
Geçtiğimiz Temmuz ayında, ayrım duvarına karşı yapılan bir protesto sırasında, İsrail askerlerinin 11 yaşındaki Ahmet Musa’yı kafasından vurduğunu duyduğumda, Batı Şeria’nın Ni’lin köyünde yapılan bir gösteriden henüz dönmüştüm. Yirmi dakika sonra, üç İsrailli anarşist ve ben neler olduğunu görmek için Batı Şeria’ya geri dönüyorduk.
|
Barış İçin Kadın Koalisyonu’ndan yeni bir hamle: İsrail İşgalinden Kimler Kâr Ediyor?
 Çeviren : Semih Togay / 17 Mart 2009 
İsrailli aktivistler, İsrail/Filistin’de adil bir barış inşa edilmesi için kendilerine yardımcı olacak güçlü bir küresel harekete şu an her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. İşgali sona erdirmek için etkili araçlar ararken, Batı Şeria, Doğu Kudüs, Gazze Şeridi ve Golan Tepelerinin işgalinde doğrudan yer alan şirketleri listeleyen yeni bir web sayfasıaçtık. İsralli Barış İçin Kadın Koalisyonu’nun taban hareketleri inisiyatifi, iki yıldır devam eden çabaları, titiz araştırmayı, belgelendirmeyi ve site ziyaretlerini yansıtan bir veritabanına ve bilgi merkezine sahip.
|
Feminist Kadın Çevresi’nde LGBTT Gündemi
 Derleyen : Berna Kurt, Gülcan Küçük, Gizem Aksu / 18 Ocak 2009 
Feminist Kadın Çevresi olarak, dansçı ve müzisyen kadınların Mart 2009’da sergileyeceği gösterinin dramaturgi çalışmaları çerçevesinde okumalar ve tartışma toplantıları yapıyoruz. Bu amaçla, 18 Ocak 2009’da LGBTT hareketinin gündem yapıldığı bir tartışma düzenlendi. Tartışma moderatörlerin önerdiği kaynaklar üzerinden yürütüldü.
|
Kadınlar ve Cinsel Özgürleşme Sanatı
 David Richard Jones, Susan Jones  Çeviren : Dila Okuş, Nihal Albayrak 
Lorca’nın büyük oyunları- Kanlı Düğün, Yerma, Bernarda Alba’nın Evi, ya da Mariana Pineda, Eskicinin Tazesi ve Kız Kurusu Gül Hanım- tiyatro tarihinde kadınların merkeze en fazla alındığı oyunlardandır.
Bu oyunlarda en önemli karakterler kadınlardır. Kadınlar arzuladıkları şeyler sebebiyle acı çeken ve trajik ya da komik sonuçlara varırken çelişkilerden geçen kişilerdir. Pek çok sahne kadınların alanında geçer. Bu alan kadınların idare ettiği, erkeklerinse uzaklaştırıldığı ev içidir (ya da, Bernarda Alba’nın Evi’nde olduğu gibi, tamamen yasak bir alandır).
|
|