Derya İçin Gönderilen Taziye Mesajları
HÜLYA KARAKAŞ / ESKİŞEHİR
 14 14:46:24 Mayýs 2008

SEVGİLİ DERYA,SENİN AİLENİ YAKINDAN TANIYORUM.GERÇEKTEN DUYUNCA İNANAMADIM.HALA ŞOKTAYIM.SEN KISACIK HAYATINDA İNANILMAZ AKTİVİTELER YAPMIŞ,SOSYAL VE BAŞARILI BİR İNSANMIŞSIN.BEN SENİNLE TANIŞAMADIM,ANNENİ TANIYORUM.SENİ KAYBETMEK ANNENİ,BABANI,KARDEŞİNİ VE AKRABALARINI BİTİRDİ....BU ACI COK BÜYÜK,SENSİZLİK ONLARA ÇOK ACI,NASIL SABREDECEKLER BİLEMİYORUM,İSYAN EDİYOR İNSAN...DERYACIM ÜZERİNE YILDIZLAR YAĞSIN,SENİN GİBİ İNSANLAR ÇOK AZ....DOST..
|

Reşat Yiğiz / Batman Çağdaş
 01 18:27:37 Mayýs 2008

Derya'ya o kadan üzüldümki kelimeler bile yetmez. Çünkü kazadan bir gün önce Batman'da ötelde sohbet ettik. Tanıştık. Derya7yı dana önce tanıyordum. Batman'da ki programlarına yetişmediğim için, uğurlayamadım. Belkide özel araçla veya ertesi gün Batman'dan uçak direkt İstanbul'a kalktığı için caydırabilirdim. Derya'nın ölümünü kazayı duyduktan sonra yol arkadaşını Dilek'ten duydum. İki gün yemek boğazımdan geçmedi. Mekanı cennet olsun. Yıldızlar içinde yaşasın.
|

hayrunnisa demirler / özel şirket
 15 17:10:44 Nisan 2008

canım deryam,sen ailemizin ışığıydın,hep gururlanırdım senin gibi bir
yeğenim var diye..Sen erdemli,evrensel düşünen kendini aşmış bir insandın.Seni kaybettiğime ben hala inanmıyorum,sen istanbul'dasın ve orada eğitimine devam ediyorsun.Buna inanmak istiyorum ama çok zor..Hala sesin kulaklarımda halacım diyen sesin,sensizlik çok zor be deryacım,hayat belki devam ediyor ama çok eksik ,çok acı bir şekilde ....Yalnız seni sevenleri görünce diyorum Deryacığım kısacık ömründe ne güzel şeyler başarmış..Sen çok özel ,çok başka bir çocuktun.Hayatın hep başarılarla dolu geçti.Ama sen hep mütevaziydin,asla şımarmadın.Ah be Deryacım herşey yarım kaldı ona isyan ediyorum,sana ölüm hiç ama hiç yakışmadı,sensiz herşey çok anlamsız, canım Deryam ,herzaman kalbimdesin,seni çok seviyorum.HALAN......
|

ugur demirci / FKÇ
 09 16:18:36 Mart 2008

Derya'cığım,
Alışamadık yokluğuna,boşluğunu hissediyoruz sürekli. Kızım Irmak'a söylememiştim senin aramızdan ayrıldığını, bir kaç kez sana ne olduğunu sormasına rağmen...
8 Mart gösterisi sonunda resmini yeniden görünce ve ruh halimizden anlamış olacak ki ; " Anne Derya nerede ? ne oldu ona ? diye sorunca artık saklayamadım. " Derya benim arkadaşımdı " dedi ve sanki bunu hissetmişti önceden. O anda çok belli etmesede gerçekten üzüldüğünü anladım.
Bir daha seninle ilgili hiç bir şey sormadı. Seni tanıdığı haliyle arkadaşı olarak hatırlamayı istiyor. Evet Derya, seni hiç unutmayacağız.
|

Didem Çınar / İTÜ
 06 09:34:59 Mart 2008

Ne diyeceğini bilememenin bunalımını yaşıyorum. Hepimizin başı sağolsun.
|

tugce c. / fkç
 06 02:03:15 Mart 2008

deryacım, 8 mart geldi, bekledik belki bu sene gelmez diye ama geliverdi.. elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz, emin ol, elimiz de bi eksikli bu sefer ama.. sakın korkmayasın, unutan yok seni, bilmem alışır mıyız bu halsiz hale ama unutmayacağımız kesin.. ziyarete geldik seni, mor-beyaz puşinin yanına peace-feminen iliştirdik.. görüşmek üzere deryacım, 8 mart'ın kutlu olsun..
|

Güliz Türkoğlu / FKÇ
 08 11:38:21 Þubat 2008

Ölümü idrak etmenin bu denli zor olduÄŸunu, Derya’yı kaybederek öğrenmek çok, çok acı. Yerli yersiz onu düşünüyorum, daha doÄŸrusu birdenbire aklıma geliveriyor, öylece... Bazen gözlerim doluyor, bazen de gülümsüyorum, hatırladığım anının rüzgârı beni ne yöne savurursa...
Derya’ya iliÅŸkin olumsuz hiçbir ÅŸey hatırlamıyor olmak ilginç gelmiÅŸti önce. Acaba kayıplardan sonra böyle mi olur? Yok ama dedim sonra, bu kadar basit olmamalı. Derya’nın özel bir insan olduÄŸunu düşünürdüm hep. Özellikle birlikte dergi çıkarmaya baÅŸladıktan sonra fark etmiÅŸtim ondaki parıltıyı. Aklına, çalışkanlığına, adalet duygusuna hayran olduÄŸum arkadaşım... Doktora için sınavlara girdiÄŸi dönemde bunu kendisine söylemiÅŸliÄŸim de vardır. Canı sıkılıp da “olmayacak galiba” dediÄŸinde, “saçmalama Derya, sen yaparsın, benim sana güvenim sonsuz” demiÅŸliÄŸim (daha doÄŸrusu e-mail yazmışlığım) var iyi ki, onun da bana “saol GülizciÄŸim” demiÅŸliÄŸi... MeÄŸer bu küçük diyalogların önemi ne kadar da büyükmüş. Artık daha fazla dikkat ediyorum gündelik hayatta kurduÄŸum iliÅŸkilere, birbirimizi iyi hatırlayalım diye belki de...
|

Şebnem Keniş / FKÇ
 08 02:00:19 Þubat 2008

bir ay oldu derya… yokluÄŸunu kabullenmek de alışmak da zor. durup dururken aklıma geldiÄŸin oluyor: gözlerin, sesin, ağız hareketlerin, jestlerin, kısa anılar ve hüzün. sonra yabancılaşıyorum bir an: gerçekten bitti mi, yok mu artık? tuhaf.
senden sonra kalan tek şey hüzün değil. yaptıkların, yapmak istediklerin, yapmamı/zı isteyeceğin şeyler, derya olsa ne derdi?
8 mart yaklaşıyor. coÅŸkulu geçecek. bıraktığın yerden devam edecek. artik vedalarda “kendinize dikkat edin” degil de “birbirinize dikkat edin” daha sik duyulur oldu. ben uzerimde sarfedilen emeklerin daha çok farkındayım artık, emek vermeyi daha cok onemsiyorum. bir ay oldu derya… bir yıl olacak, on yıl olacak. hüzün asla yok olmayacak ama umut daha çok olmalı.
|

Nuray Küçükler / İstanbul
 01 11:19:47 Þubat 2008

Sevgili Derya,
Erkenden öldüğünde bazı insanlar
Gölgeleri kalır yeryüzünde.
Sesleri
Ve
Vicdanları.
Sesin ve vicdanın, gidişinle bıraktığın acının yanıbaşında şimdi sevenlerin için.
Sevgiyle
Nuray
|

Necdet Subaşı / Muğla Üniversitesi
 29 19:22:36 Ocak 2008

Çok üzgünüm. Derya'yı Tesev çalışmalarındakşi anahtar rollleri ve statüsüyle tanıdım. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Kendisine Allahtan rahmet. sevenlerine sabırlar diliyorum.
|

sevgi binbir / izmir kadın dayanışma derneği
 26 19:22:38 Ocak 2008

"derya, üzerine yıldızlar yağsın" benim de duygularımı anlatıyor. Annemin ölümünün ardından annem için kurduğum benzer bir cümleydi. Biz onu, yıldızların üzerine aktığı bir gecede yolculadık.
sevgili derya, hem tanışıyor hem tanışmıyoruz seninle ...
varlığın, emeğin yaşamımızı dönüştürmek için sonsuz evrende yıldız parıltısıydı, senden öncekiler gibi... sen, iz bırakanlardan, ışığını salanlardansın... çok erken gidişin....
|

deniz aydın / FKÇ
 26 17:27:45 Ocak 2008

huysuz ve tatlı kadın
uyanmaya çalışıyorum. odada bir tıkırtı. etek bluz dolaptan alınıyor, giyiliyor. az evvel banyodan çıkılmış zaten, kıvırcık saçlara şekil veriliyor. parfüm sıkılıyor. sonra hafiften aksi bir sesle: "hadi kalk artık, dersine git, ben çıkıyorum."
ben 9 daki dersim için 8:45 te senin zorunla kalkarken, gözümdeki çapaklarla, üstüme geçirdiğim kot tişörtle güney kampüse koşarken, sendeki bu ne azim? kalkmışsın, giyinmiş süslenmişsin, kahvaltı edip sigara bile içmişsin.
deryalım, kalktım, dersime de gittim, mühendis de oldum. ama yine uyanamıyorum. gelip yine beni uyandırsan olmaz mı?
kahvaltı ederiz, sen bana yine yapmak istediğin, planladığın, düşündüğün, kafa yorduğun şeyleri anlatırsın. ben de senin çalışkanlığına, enerjine şaşırırım, sana okuduğum romanları anlatırım yine. sen rasyonel akıl hanım, hatalarımı söylersin bana, ben de söylediklerinde haklı olduğun için kızarım. sonra derim ki, haklı, ne kadar akıllı. yine güleriz.
şimdi gittin, mahrum kaldıklarımızı düşünüyorum, neler neler vardı kafanda kim bilir, neler okuyacak, neler tartışacak, neler yazacaktın... ama sonra diyorum ki, derya bizde, içimizde şimdi. bizde kaldı. umarım hakkıyla taşırız seni, sen de kızmazsın bize, huysuz ve tatlı kadın. ne demiş şarkı, şarkılar seni söyler, dillerde nağme adın... dedim ya bizde kaldın, okuduğumuzda, yazdığımızda, söylediğimizde adın dilimizde nağme olsun, görüşmek üzere deryalım...
|

Erdal Karayazgan / ÖDP
 23 21:59:58 Ocak 2008

Sevgili Derya,
O kisa yaşamına neler sığdırmışsın. İsmini bilmiyordum, ama fotoğrafını gördüğümde hatırladım seni . Çok kereler görmüştüm toplantılarda. Yaptıklarını araştırınca şu kısacık hayatına neler sığdırmışsın "kıskandım" seni. Bir dostumu, yoldaşımı kaybettiğimi anladım. Aramızdan ayrılmanın vesilesi bile kara kışa bakmadan yine mağdurların durumunu topluma aktarmak , sesi duyulmayanların sesini duyurmak için bir çalışma içindeyken oldu. Hani ya şu "gurur duyuyoruz" lafı var ya tam da sana yakışıyor. Seninle aynı toplumun ferdi olmaktan gurur duyuyorum "solcu, feminist, cıvıl cıvıl" kadın. Sağol bize yaşattıkların, duyurdukların, gösterdiklerin, öğrettiklerin için... Sağol bin kere sağol...Keşke bizleri sensiz bırakmasaydın böyle...
Erdal Karayazgan
|

Evren Bay / FKÇ
 20 23:27:07 Ocak 2008

Derya Derya Derya,
Dilsiz kaldım, çaresizz!
Bir o yana bir bu yana koÅŸ dur, koÅŸtur, koÅŸÅŸ DUR!
Burda öyle yan da yok Türkiyedeki kadar çok
Acı çok! Çok acı çooook!!!
Nerelerden çıktık yola
İçimizdekini dönüştürene kadar kadına, insana
Benzetene kadar bi’ÅŸeye
Uğraştık durduk
Daha da bitmedi yolculuk ha!
Ama sen erken indin be Derya, çok erken indin!
Seninleyken ne güzeldi :)))
Kazmaydı, kürekti, şarap açacağı ve boynundaki kolye
Şimdi yolun ortasındaki bu demirler!?!
-ah demek geliyor içimden, ahh!-
Yenilip yutulmuyor
Acı çok! Çok acı çooook!!!
|

Çiğdem Mater / bianet
 20 21:24:22 Ocak 2008

Derya... Üzerine Yıldızlar Yağsın
Salı akÅŸamı, saat 18.30 suları… Tünel’deyim, Apartman projesinde açılışı yapılan bir sergiyi gezmeye gitmiÅŸim, Tililili’yi. Hrant’ın, 2007’nin ilk ve en önemli kayıplarından birinin adına yapılmış bir enstalasyon projesi, Tililili. Kaybın acısı hala taze…
Tam sergiyi yapan kocaman yürekli Ermeni gençlerle sohbet ediyorum ki, kötü haber geliyor. TESEV ekibi Batman-Diyarbakır yolunda, kaza geçirmiÅŸ. İlk haber bu. Haberi veren devam ediyor; Derya Demirler, hayatını kaybetmiÅŸ…
2007’nin en kötü kaybını anarken, 2008 daha iyi olsun derken aldığımız haber bu. Derya Demirler hayatını kaybetti, Dilek Kurban ve Elif KalaycıoÄŸlu yaralı…
Derya’yı tanımadım, fotoÄŸraflarına baktıktan sonra çok kez aynı ortamlarda olduÄŸumuzu anımsadım, iki kelime etmeye fırsatımız olmadığını fark edip hayıflandım…
Derya, henüz 28 yaşına girmemiÅŸti. BoÄŸaziçi Üniversitesi’nde okumuÅŸ, BoÄŸaziçi Gösteri Sanatları TopluluÄŸu’nun parçası olmuÅŸ, Feminist Kadın Çevresi’ne dahil olmuÅŸtu. Son durağı TESEV oldu…
Sabahtan beri pek çok arkadaşımla konuÅŸtum, hepsinin sesine bulutlar çökmüş, ben tanımamışım ama o kadar çokmuÅŸ ki ortak tanışımız. Hakkında yazılanları okuduktan sonra bakıyorum aslında o kadar çokmuÅŸ ki ortak noktamız, tanışmış, birlikte iÅŸ yapmış, bir kadeh rakı içmiÅŸliÄŸimiz olması da kuvvetle muhtemelmiÅŸ yani…
EÄŸer, dün akÅŸam o buzlu yolda, o ÅŸehirlerarası minibüste, zorunlu göç maÄŸdurlarıyla görüşmek için yola çıkmış olmasaydı, bir gün bir yerlerde elbet kesiÅŸecekti yolumuz…
Derya’nın gidiÅŸini duyduÄŸumdan beri, kazanın olduÄŸu yeri gözümde canlandırmaya çalışıyorum. Muhtemelen daha önce geçtiÄŸim bir yer, oradan geçmediysem de, geçtiÄŸimiz 10 yıl içinde oralara gidiÅŸ geliÅŸlerimde benzer binlercesinden geçtim, Derya gibi zaman zaman minibüslerle, zaman zaman otobüslerle, az zaman da özel arabayla…
Derya, DemokratikleÅŸme Programı'nın çalışanlarından biriydi, TESEV’in uzun süredir yürüttüğü Zorunlu Göç maÄŸdurlarıyla ilgili proje kapsamında Batman’daydı. Bir minibüste, ÅŸehirlerarası çalışan bir minibüste hayatını kaybetti…
GidiÅŸi belki birilerine bir ÅŸeyler anlatır. Derya genç bir kadındı, demokrasiye inanıyordu, az önce bir arkadaşım söyledi, en son Açık Radyo’da bir programda, yaptıklarını anlatmıştı. “O kadar inanmış ve adanmıştı ki sesi” diye anlattılar. Anlaşılan yaptığı iÅŸin bir yerlerde bir iÅŸe yaradığını, baÅŸkalarının acısına bakmanın kendine çok ÅŸey kattığını farkındaydı.
Gencecik bir kadındı, zorunlu göç maÄŸdurlarının peÅŸinden, onların sesini duyurmak için giderken kendisi de gitti… Bu coÄŸrafyanın en sert doÄŸa koÅŸullarında, bir minibüste, bildik kazalardan biri bu kez tanıdık, bildik birilerini vurdu…
Dedim ya, Derya’yı hiç tanımadım ama o çalışma koÅŸullarını iyi biliyorum, o yolları, o yapılan iÅŸlerin, görüşmelerin insanın sırtına bindirdiÄŸi yükleri, o coÄŸrafyada oranın bir parçası gibi davranmanın ağırlığını…
Ailesi ve dostları Derya’yı yarın (10 Ocak) saat 12.00’de EskiÅŸehir’den uÄŸurlayacak.
Derya, üzerine yıldızlar yaÄŸsın…
(9 Ocak 2008)
|

Cansu Şipal / FKÇ
 19 02:00:49 Ocak 2008

Seni uğurladıktan sonra belki de çoğu insanın yapabileceği gibi anneme koştum... Kardeşimden duymuş, ben söylemedim üzülmesin diye. "Yoksa tahmin ettiğim yerden mi geliyorsun" dedi. Öğrenmiş olduğunu görünce "Maalesef" dedim. Anlattım ona da duyduklarımı, belki hayalimde canlandırdığım şekliyle binlerce kez...
"Çok genç be yavrum" dedi. Gözleri doldu. Hiç bir anne getiremez hayaline yavrusunu kaybetmiş olmayı, kıyısından geçti o düşüncenin, gözleri doldu. Ya başına gelmiş olsaydı, ona da göstermeyeceklerdi yavrusunu son bir kez, kıvırcık saçlarını okşayamayacaktı son bir kez.
Aynı odada uyurken, gece uykunda konuşurken, pijamalarınla otururken karşımda, çatır çatır tartışırken düşüncelerini, içmeye giderken süslenip püslenirken, gülerken gözlerinin içi... Hiç bir kötü anı gelmiyor gözümün önüne, tüm o huysuzluklarını unutmuşum. Kavgalarımızı değil barışmalarımızı hatırlıyorum sadece...
Cumartesi akşamı konuşmuştuk daha... Anlamıştık birbirimizi. Bir önceki görüşmemize gelememiştim hasta olup. Bilsem gelmez miydim? Annen "onu en son gördüğünüzde nasıldı?" diye sorduğunda düğümlenir miydi boğazıma sözcükler?
Annem "Derya'ya bundan sonra yapacağın en iyi şey ona hediye göndermektir" dedi. "Yaptığın iyilikleri ona göndermek niyetiyle yaparsın, sevabını bağışlarsın" dedi. Yaptığımız bütün iyilikleri göndersek ulaşır mı sana? Sevinir misin, yoksa göz mü devirirsin?
Sana karanfiller bıraktık, onlarca çiçek. Teselli olur mu sana yazma yanına koyduğumuz mor puşimiz...
Burada adını sevgiyle ve saygıyla anacak onlarca kişi olacak. Sen de gördün değil mi? Belki de en önemlisi budur: Giderken böyle sevilerek ve uğurlanmak... Yaptıklarınla, kurduklarınla bunu sen hazırlamışsın...
Kısacık serüvenimizde seninle paylaştıklarımız için çok mutluyum, senden öğrendiklerim için şanslıyım. Bizi görebiliyor musun bilemem ama biz yaşadığımız sürece yüreklerimizde, düşüncemizde ve mücadelemizde olacaksın. Elbet bir gün görüşeceğiz, o güne dek hoşçakal...
|

özlem aslan / FKÇ
 18 15:14:49 Ocak 2008

en çok içimi yakan ne biliyor musun? to do listinde o kadar çok şey vardı ve sen programını bozacak sürprizlerden o kadar nefret ederdin ki. öfkeni tahmin edebiliyorum. bir yerlerde bu işe çok sinir olduğunu biliyorum. kader denilen her neyse bir göz devirmeyi hak etti di mi derya...
imkansızlığını bile bile çaresizce şunları düşünüyorum: keşke o an yanında olabilseydim... keşke sana siper olabilseydim. bu çaresizlik çok kötü... keşke ölüm aleyhine şikayet dilekçesi yazabilsek, onu geri verin bu hiç hakkaniyetli değil diyebilsek. neye, kime kızacağımı, nerden hesap soracağımı şaşırdım. etrafım kapı duvar tek bildiğim sen artık telefonlara çıkmayacak emaillere cevap yazmayacaksın, odandan çıkıp "hadi biz sigara içelim sen de yanımızda dur" demeyeceksin.
sen gündelik hayatın ulaşılabilir bir yerlerindeyken yanlış yaptığımda bunun uzun sürecek bir vaaza neden olacağını bilir, herneyse yapmamaktan çok senin mümkün olduğunca geç öğrenmene çalışırdım. Sırf o "ben söylemiştim"i duymamak için atmayacağım takla yoktu. düşününce biz çok fena kızkardeş olmuşuz di mi deryam? birbirine kızan ama yine de bibirlerinden vazgeçmeyen kızkardeşler. şimdi ise daha çok korkuyorum. sürekli bir yerlerden bizi izlediğini düşünüyorum. İçine sinmeyen birşeylerin gerçekleşmesine neden olmaktan korkuyorum. Üstelik artık bunu senden saklamanın imkanı yok çünkü sen artık vicdanın kendisi oldun. İstemediğin şeyler olduğunda rüyama girer misin? Bana ne istediğini söyler misin? Her gece seni bekliyor olacağım.
|

İLKNUR KAYA / eski bir dost
 18 13:30:58 Ocak 2008

sevgili arkadaşım her ne kadar yakın bir ilişkimiz olmadıysa da sürekli fkç ve bgst olarak neler yaptıklarınızı ve yazılarını takip ediyordum. uzun süredir görüşmüyor olsakta hep birlikte olduğumuzu hissediyordum. inan çok üzüldüm. hepimizin başı sağolsun.
|

bawer çakır / lambdaistanbul lgbtt dayanışma derneği
 18 11:38:57 Ocak 2008

"sen güzel insansın
herkes biliyor bunu
yaramı alıp uzak şehirlere gidiyorsun
-saçlarımı düz bir denize ısmarlıyorum
utanma! ayıp değil ki bu
bak ben utanıyor muyum?
kanayana kadar dizlerim, misket oynarken
hem, unutma herkes birilerinin yarasını taşır uzaklara."
bazen çok konuşan ben hiç bir cümle bilmiyorum gibi oluyor. ne kahretmek iyi geliyor ne sövmek, ne dövünmek. çok soğuk ama tek gelen dilimden "başımız sağolsun" demek...
|

bahar çelik / fitne fücur
 18 09:42:50 Ocak 2008

Kelimeler duygularımızı tariflemek için yetersiz kalıyor.Düşüncemizi sınırlıyor. Ne söylesek artık bir anlamı yok belki. Ama bil ki artık hep eksiğiz..hep eksik..
|

hulya tarman / bagimsiz
 17 23:16:26 Ocak 2008

olum gercegini bu kadar erken hatirlatmasan olmaz miydi?
yakinlarina sabir diliyorum. isik icinde yat.
|

Filiz KarakuÅŸ / Sosyalist Feminist Kolektif
 17 22:46:02 Ocak 2008

Cok yakınlığım olmadı seninle.. Üç beş toplantı.. Rastlaştığımızda sıcak bir selamlaşma.. Okuduğum birkaç yazın.. Ama gerçekten çok üzüldüm. Seni kaybettikten sonra feminisite'yi açıp resmine onlarca kez baktım. Her seferinde daha çok sıkıldım. Daha çok hatırlamak istedim seni..Eren'le ilgili yazını tekrar takrar okudum. Keşke seni daha çok tanıyabilseydim.. Feminist hareket senle eksildi. Senin bıraktıklarınla çogalacak.. Rahat uyu!
|

ugur demirci / FKÇ
 17 21:31:07 Ocak 2008

Derya, senin birden aramızdan ayrılacağın hiç aklıma gelmezdi. Kötü haberi duyduğumda inanmadım,inanmak istemedim. Yanlışlık olmalı, belki yaraladır diye düşündüm. Malesef gerçekti ve hiç bir gerçeğin olamayacağı kadar acı ve soğuk bir gerçek. Ocak ayının keskin soğuğunda insanın içini yakan, inalmaz bir gerçek... Sürekli gözümün önünden geçiyorsun, konuşmaların, koşuşturman, heyecanlı hallerin geliyor aklıma, sesin kulağımda çınlıyor. Her zaman yapacak bir çok işin vardı daha yapacak çok işin vardı, çok genç ayrıldın aramızdan. Senin yokluğun o kadar dokundu ki hepimize, kabullenemiyorum. Gözümü kapatınca yanlızlığını, üşüdüğünü hissediyorum. Üşüme yanlız değilsin, sen hep bizimle olacaksın, gülüşünle, dostluğunla, sevginle hep içimizde olacaksın Canım arkadaşım...
|

Saadet Saral / FKÇ
 16 00:16:01 Ocak 2008

O kadar yakışmadı ki ona ölüm, inanamadım, inanamıyorum, elimde deÄŸil. GönderdiÄŸi maillere bakıyorum, sonunculardan birinde “ben yedisi ile dokuzu arası Batman’dayım, ama mailleri elimden geldiÄŸince takip edeceÄŸim” diyor, ama sonra gelmiyor hem de hiç haber vermeden gelmiyor…
İlk defa onsuz bir organizasyon yapıyoruz, trene atlayıp hep birlikte EskiÅŸehir’e gidiyoruz. Dile gelmiÅŸ olmasa da onu orada bizi bekler bulacakmışız gibi bir ÅŸeyler var sanki hepimizin içinde. Ama EskiÅŸehir garı karanlık ve üzgün karşılıyor bizi, … Derya orada deÄŸil …
Bazıları vardır ki, insan hep yanında kalacakmış sanır, plansız programsız, farkında olmadan ama, sadece öyle kabul eder. Derya öylesine gerçek, öylesine canlı, o denli insani bir yerleri doldurmuÅŸ ki varlığıyla, gidiÅŸi eksik kılıyor yaÅŸamı, yarım bırakıyor…
Belki de aramızdaki yaÅŸ farkının etkisi ile ona biraz da ÅŸefkatle karışık bir sevgi ile baÄŸlanmış olduÄŸumu fark ediyorum ÅŸimdi. Heyecanlı, telaÅŸlı halleri, asık suratlı, huysuz halleri, tepesine topladığı kızıl bukleleri, bordo ojeli beyaz elleri, çilleri, her ÅŸeyi, geçip gidiyor gözümün önünden. O kadar gerçek ki, artık olmayışında bir anlam bulabilmem hiçbir ÅŸekilde mümkün deÄŸil, bu ölüm hiç zamanlı deÄŸil, hiç haklı deÄŸil…
Birçok ÅŸeyi paylaÅŸtığımız uzunca sürede yaptıklarına, yapabildiklerine tanık oldum ve yapmak istediÄŸin her ÅŸeyi yapabileceÄŸine yürekten inandım, ÅŸimdi sen gittin, ne diyeyim… Eksik Kaldık…
|

Ayten Sönmez / FKÇ
 16 00:05:26 Ocak 2008

8 Ocak 2008 Salı akÅŸam üstü arkadaşım, kız kardeÅŸim Derya’yı kaybettik. TESEV’in bir projesi için gittiÄŸi Batman’da trafik kazası geçirdi. İnsan ölüm karşısında ÅŸaÅŸkın, çaresiz ve acılı bir durumdayken, resimlerden, yazılardan, yitirdiÄŸini hatırlatan her ÅŸeyden medet umuyor. Böyle bir vaziyette internette Derya Demirler’i arattım ve çıkan sayfaları tek tek inceledim. İlk önce o acı haberle ilgili haberler, editör kadrosunda yer aldığı Feminist Yaklaşımlar dergisi, mensubu olduÄŸu Feminist Kadın Çevresi ve BGST sitelerindeki yazıları, TESEV’de yer aldığı projelerle ilgili yazıları, insan hakları ve demokrasi talepleri üzerinden dolaşıma sokulmuÅŸ onlarca imza metninde imzacı olarak adı, Eren Keskin’le Dayanışma Ağı, öÄŸrencilik yıllarında üyesi olduÄŸu BÜFK’un sitesinden gösteri resimleri, çeviriler…birçoÄŸuna vakıf olduÄŸum birçok çalışmada adı geçiyordu.
Bu çalışmalardan çok farklı bir yerde de karşıma çıktı Derya’nın ismi. Adı da pek manidar olan bir sitede (www.fikrimyok.com) Derya’nın da adının olduÄŸu 521 kiÅŸilik bir liste yayımlanmış ve bu listedeki isimlerin Soros Vakfı tarafından eÄŸitildikleri ve finanse edildikleri belirtilerek bu isimlere dikkat edilmesi gerekliliÄŸi vurgulanmış. “Yarın bu "tipleri" yüksek bir yerde görürseniz, ÅŸaşırmayın...” ÅŸeklinde fevkalade kinayeli ve bir o kadar vurucu(!) üslubuyla bitirmiÅŸ ismini vermeyen yazar. Ancak bu listenin Mustafa Yıldırım’ın. “Sivil ÖrümceÄŸin Ağında: Project Democracy” adlı kitabından “nakil” olduÄŸunu belirtmeyi ihmal etmemiÅŸ meçhul yazar. Bu yazıyı okuduÄŸumda “al iÅŸte gerizekalı herif, Derya göçtü gitti yüksek bir yerlere rahat ettin mi?” dedim kendi kendime… Demokrasi adına yürütülen mücadeleyi “dış mihraklı oyunlar”, bu mücadeleyi verenleri “satılmış hainler” olarak gören bu bakışa isyan ederek…Ancak biraz daha düÅŸününce ifade o kadar da yanlış deÄŸildi…
O listedeki birçok ismi tanımıyorum, tanıdıklarım da var. En azından tanıdıklarım ve onların içinden Derya Demirler demokrasiye, kadın ve insan haklarına, adalete, eÅŸitliÄŸe inanan ve bu amaçla örgütlü bir biçimde hareket etmeye çalışan bir insandı. BaÅŸka bir ifadeyle zaten “yükselmiÅŸti.” İnsan esas olarak nasıl yükselir? Bir kadın nasıl yükselir? Toplumsal cinsiyeti ve toplumsal cinsiyetin dayattığı kadınlık ve erkeklik rollerini sorgulayan ve bu doÄŸrultuda bilinç yükselten, örgütlenen ve örgütleyen bir kadın yükselmiÅŸ olmaz mı? Toplumsal cinsiyetin etnisite ile, sınıfsal konumla, küreselleÅŸme ile baÄŸlantılarını kurarak daha geniÅŸ tabanlı bir muhalif kadın hareketi içinde olan bir kadın yükselmez mi? Ayrımcı ve cinsiyetçi politikalar karşısında duran; kadın ve insan hakları ihlallerine uÄŸrayan kesimlerla dayanışma içinde olan, her türlü hak ihlali gibi devlet kaynaklı hak ihlallerine karşı durma cesareti gösteren bir kadın yükselmiÅŸ sayılmaz mı? Ülkede ve dünyada tırmanan militarizme, militarizmin beslediÄŸi ÅŸiddet kültürüne karşı bir tavır geliÅŸtiren bir kadın yükselmez mi? Ölüme tapan, ölümü yücelten bir kültür karşısında inadına yaÅŸamı ve yaÅŸatma kültürünü savunan, eÅŸitliÄŸe ve adalete inanan bir kadın daha ne kadar yükselebilir?
O adını vermeyen, fikri olmayan yazar haklıydı. Derya Demirler inadıklarıyla, yaÅŸadıklarıyla, yaptıklarıyla çok yükselmiÅŸti. Peki yüksek bir siyasi kültür ve etik gerektiren bu düÅŸünüÅŸ ve yaÅŸam tarzının “kiÅŸisel çıkar uÄŸruna vatanı satmak” olduÄŸunu ima eden, yükselen linç kültürünü besleyen ve bu kültüre kapılmaya her an hazır güruhlara listeler sunan bu güdük/alçak zihniyete ne diyeceÄŸiz? Derya’yı düÅŸündükçe sürekli aklıma gelen insan daha ne kadar yükselebilir sorusu, bu zihniyeti düÅŸününce yerini baÅŸka bir soruya bırakıyor: İnsan daha ne kadar alçalabilir?
|

|
|