Anasayfa | Hakkımızda | Linkler | İletişim
Dans
Bir Görevle Dans Etmek: Dans Tugayı’nın 35 Yılı

Çeviren : Kübra Öztürk

NEAR: Siz bir sanatçı, bir aktivist, bir annesiniz. Kâr amacı gütmeyen bir kurum işletiyorsunuz; San Francisco’da yerel politika alanında çalıştınız. Diğer yandan, Eugene’de (Oregon) Wallflower Dans Kolektifi (Wallflower Dance Collective) ile bir çalışma yürüttünüz. Ben, söyleşimize buradan başlamak istiyorum. 1975’te yaptığınız çalışma dans alanının seyrini değiştirmiş ya da -en azından- Amerika’daki dans üzerinde muazzam bir etki bırakmış görünüyor. Dansta kadın bedenine bakışa meydan okudunuz. Sanatınız danstan tiyatroya, dövüş sanatlarından işaret diline ve jimnastiğe kadar pek çok türü karıştırıp harmanlıyor.



aHHval üzerine Zeynep Günsür ile sohbet*

Söyleşiyi Yapan: Berna Kurt / Ocak 2010

Kısa bir sohbetle başlıyoruz; Hareket Tiyatrosu’nun son oyunu aHHval’den, bu oyunda icracı olan 10 kadından, daha önce yapılmış söyleşilerde vurgulanan “ortak bellek”ten1 konuşuyoruz.



Maja Delak ile Expensive Darlings Üzerine

Söyleşiyi Yapan: Ayşan Sönmez / 4 Ocak 2010

Garaj İstanbul’un Namus Oyunları Festivali’nde Expensive Darlings isimli gösterinizi izledik. Gösteriniz Slovenya’da kadın dansçıların konumuna ve genel olarak Slovenya’da çağdaş dansın durumuna ilişkin önemli tartışmalar açıyor. Siz uzun yıllardır bu ortamın içindesiniz ve hatta Slovenya’da çağdaş dansın öncülerinden biri olarak kabul ediliyorsunuz.



Mônica Coteriano ile söyleşi

Söyleşiyi Yapan: Ayşan Sönmez / 27 Kasım 2009

Şu an Portekiz’de yaşayan Mônica Coteriano, Garaj İstanbul’un bu sene ikincisini düzenlediği Namus Oyunları Festivali’nde üç gösterisini sergiledi: Everything You Can Do With One Finger, The Story of my Life ve Window.



Expensive Darlings*

Seteney Koz / 21 Kasım 2009

21 Kasım Cumartesi akşamı garajistanbul’un Namus Oyunları etkinliği çerçevesinde Slovenya’dan davet edilen Maja Delak/Slovene İnstitute Emanat’ın “Expensive Darling” adlı gösterisi sergilendi. Gösteri ilk kez 2007 yılında teması mizah olan City of Women-Uluslar arası Çağdaş Sanatlar Festivali’nde sergilenmiş ve o tarihten bu yana Slovenya’da ve yurt dışında önemli bir değişiklik yapılmadan 28 kez sahnelenmiş.



Ses/Beden/İmge ve Çağrışımlar*

Berna Kurt / 24 Kasım 2009

23 Kasım akşamı, garajistanbul’da düzenlenen “Namus Oyunları” festivali çerçevesinde, Almanya’dan gelen TheatronToKosmo grubunun dans-video gösterisi Transmedial Intercultural’ı izledik. İmgesel bir anlatımın öne çıktığı bu dans/müzik/video/resim oyunu, bir çeşit çağrışımsal yolculuğa çıkardı seyircileri.



…PİNA BAUSCH’U KAYBETTİK…

Berna Kurt / 2 Temmuz 2009

Dans tiyatrosunun “annesi” Pina Bausch ansızın vefat ettikten sonra, hakkında yazılanları okumaya çalıştım. Öncülüğünü yaptığı dans anlayışı, İstanbul temalı gösterisi “Nefes”, Türkiye seyahati…vb. öne çıkıyordu yazılarda. Bir süre bir şey yazamadım. Gösteri sanatları alanındaki tarihsel önemini, bir kadın dansçı olarak duruşunu, yaptıklarını özetlemek istemedim. Yıllardır gösterilerini izliyor, çalışmalarının ve provalarının kayıtlarını seyrediyor, oluşturduğu yeni sahne estetiğiyle ilgili makaleleri çevirip yayınlıyor, dans anlayışı üzerine tartışmalar yürütüp yazılar yazmaya çalışıyorduk.*



Aytül Hasaltun ile “Nigar” Üzerine

Berna Kurt / Aralık 2008

Aytül Hasaltun yeni projesi “Nigar”’ı ilk kez 4 Kasım’da, sonra da 25 Kasım’da (Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde) Talimhane Tiyatrosu’nda sergiledi. Ben ilk gösterimi seyrettim, kısa notlar aldım* ve çıkışta da birkaç kişiyle gösteri üzerine sohbet ettim. Dolayısıyla ilk izlenim sonucu oluşan sorularım katmerlenmiş oldu. Bu yazı-söyleşide bu soruların bir kısmını Aytül Hasaltun’la paylaşacağım. Ama öncelikle gösteriden bahsetmek istiyorum…**



Toplumsal Cinsiyet Bağlamında Nar’a Bir Bakış

Gülbeyaz Sert, Gülcan Küçük / Ekim 2008

Bu yazı, Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’nün (BÜFK) 2008 yılında sahnelediği Nar dans-müzik gösterisinde toplumsal cinsiyet rollerinin nasıl ele alındığı, üretim sürecinde hangi tartışmaların yürütüldüğü ve nasıl bir sahnelemenin tercih edildiğini konu almaktadır.



Sonsuza İskele

Berna Kurt / 06 Haziran 2008

16. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında sergilenen Sonsuza İskele, benzerine çok sık rastlamadığımız değerli bir proje. Türkiye’de modern dansın gelişimine çok önemli katkılarda bulunmuş; büyük bir özveriyle eğitim vermiş ilk kuşak balerinlerimizden Kaya İlhan’a saygı projesi. Böylesi projeler, kadir kıymet bilindiğini göstermenin dışında önemli iki işlev daha görüyor. Birincisi, ardında yazılı ve görsel kaynak bırakarak sonraki kuşaklar için veri oluşturuyor; ikincisi İlhan’ın öğrencisi olmuş çok farklı yönelimlere sahip sanatçıları aynı sahnede buluşturuyor. Yazılı kaynak ve arşivlerin yetersiz kaldığı, toplumsal hafızanın da oldukça zayıf olduğu bu ülkede dans alanında yapılan her şeyin suya yazılmadığını gösteriyor…



Halk Danslarında Toplumsal Cinsiyet Rollerini Dönüştürmek

Berna Kurt / Şubat 2008

1994 yılında, yoğun bir sınav sürecinden sonra Boğaziçi Üniversitesi’ne girdiğimde, okulun sosyal yaşamdan fazlasıyla yararlanmış, birçok kulübe üye olmuş; Folklor Kulübü’nün çalışmalarına da katılmaya başlamıştım. Tür ayırt etmeden bir sürü dans gösterisi izliyor, gösteri sanatlarıyla ilgili seçmeli dersler alıyordum. Bu süreçte edindiğim deneyim, zamanla mesleki seçimlerimi de etkiledi. Mezuniyet sonrası Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nda (BGST) dans çalışmalarını sürdürürken, birçok konuda küçük ölçekli araştırmalar yaptık. Tarihsel olarak milliyetçi bir yaklaşımın egemen olduğu, 2000’li yıllardan itibaren de ticari yönelimlerin merkeze oturduğu halk dansları alanında kültürel çoğulcu bir perspektifle deneysel çalışmalar yürütmenin derdine düştük hep birlikte.



iDANS’ın Düşündürdükleri…

Berna Kurt / 20 Aralık 2007

20 Eylül - 20 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen “iDANS” uluslararası çağdaş dans festivali, Türkiyeli dans izleyicisini Batı dans sahnesine hakim olan eğilimlerle tanıştırma işlevi gördü. Programda yer alan dans gösterilerini, basılan bültenleri ve festivalin web sitesini takip edenler, bu alana yönelik güncel tartışmalar hakkında bilgi edinme ve izlediklerini Türkiye’deki örneklerle karşılaştırma fırsatı buldular.



Feminist Kadın Çevresi’nin 8 Mart 2008 Dans Müzik Gösterisi Hazırlık Çalışmaları - 3 -Güldünya Sahnesi-

Berna Kurt/ 28 Şubat 2008

2004 yılında namus gerekçesiyle erkek kardeşleri tarafından öldürülen Güldünya Tören, namus cinayetlerinin sembolü haline gelmişti. Güldünya adına şarkılar yazıldı, kadın dernekleri kuruldu; çeşitli yarışmalar düzenlendi. Feminist Kadın Çevresi (FKÇ) ve Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nda (BGST) çalışma yürüten müzisyen kadınlar da Güldünya adlı Türkçe-Kürtçe bir şarkı bestelemiş; hem 8 Mart gösterilerinde kadın seyirciye hem de Kardeş Türküler konserlerinde karma seyirciye icra etmişlerdi.



Feminist Kadın Çevresi’nin 8 Mart 2008 Dans Müzik Gösterisi Hazırlık Çalışmaları - 2

Seteney Koz/ 16 Şubat 2008

Fındık Kurdu sahnesi ilk olarak, Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK) ve Feminist Kadın Çevresi’nin 8 Mart etkinlikleri çerçevesinde 9 Mart 2006’da “El Kızı” adlı -sadece kadın seyircilere açık- dans-müzik gösterisinde sergilendi. Gösteride dans, müzik ve tiyatro öğeleri kimi zaman birlikte kimi zaman içi içe geçirilerek kullanıldı ve projeksiyondan yansıtılan görüntüler eşliğinde sahne geçişlerinin gerçekleştiği bir formatta hazırlandı.



Feminist Kadın Çevresi’nin 8 Mart 2008 Dans Müzik Gösterisi Hazırlık Çalışmaları-1 Čhajorıje, Šukarıje Sahnesi

Berna Kurt / 07 Şubat 2008

Feminist Kadın Çevresi ve Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu üyesi dansçı ve müzisyen kadınlar olarak her sene 8 Mart haftasında sergilediğimiz dans-müzik gösterilerinin gelenekselleştiğini söyleyebiliriz. Daha profesyonel bir anlayışla örgütlemeye çalıştığımız bu seneki gösterimiz için de çalışmalara başladık. Gösteri için üç kişilik bir dans sahnesi hazırlıyoruz.



iDANS Otobiyografik İki Gösteri

Berna Kurt / 16 Ekim 2007

Bimeras Kültür Vakfı, 20 Eylül - 20 Ekim tarihleri arasında “iDANS” adı altında uluslararası bir çağdaş dans festivali düzenledi. Festival kapsamında dans gösterilerinin yanı sıra, iki günlük uluslararası, akademik bir konferans ve çeşitli konserler de yer alıyordu. Ana mekânı garajistanbul olan etkinliğin çerçevesini “solo” kavramı oluşturuyordu.



Batılı Tiyatral Dans Sahnesinde Kadınlar

Hazırlayanlar: Banu Açıkdeniz, Berna Kurt, Evşen Korkmaz / Eylül 2007

Orta sınıf kamusal ve özel alan ayrımının oluştuğu Viktoryen dönemde sanatta da toplumsal cinsiyete dayalı bir işbölümü oluşur. Paul Hoch, bu dönemde sanatın, içsel olanın duygusal temsili olarak kabul edildiğini ve dolayısıyla kadınla ilişkilendirildiğini, bilimin ise duyguların yer almadığı erkeğe ait bir alan olarak kabul edildiğini ifade eder. Dolayısıyla sanatçı, duygusal, pasif, duyarlıdır ve kadınsı özelliklere sahip kabul edilir.



... Zeybekiko, Çiftetelli, Rembetika ... Toplumsal Cinsiyet Eksenli Tartışmalar

Hazırlayan: Songül Tuncalı / Eylül 2007

Aşağıda kısa özetleri yer alan, bazıları tarihsel/bilgilendirici olan, bir kısmı ise Rum danslarını özellikle toplumsal cinsiyet ve etnisite meseleleri ekseninde inceleyen makaleleri tartışarak, hedeflediğimiz çeviri dosyası için bir hazırlık girişiminde bulunduk. Bu makaleleri, araştırması devam eden bir çalışmanın heyecanlandırıcı başlangıçları olarak okuduk. Özellikle Anadolu'yla ortak bağları bulunan Rum danslarını, icra edildikleri ortamları kaale alarak eleştirel bir perspektifle yorumlayan feminist araştırmalar karşısında duyduğumuz heyecan bizi tartışmalara katkı sunacağını düşündüğümüz makaleleri Türkçeye kazandırma hevesine itti.



Tekirdağ/Malkara’da bir Düğüne Dair Birkaç Gözlem

Gülcan Küçük / Temmuz 2007

15 Temmuz 2007’de, eski “folklor çalıştırıcım” ve aile tanıdığımızın düğününde bulunduktan sonra folklor alanında çalışma yapan biri olarak gözlemlerimi yazma ihtiyacı hissettim. Düğün sahibi taraflarından birinin folklor çalıştırıcısı olması bu düğüne ayrı bir önem katıyor ve folklor piyasasının yerelle[1] buluştuğu alana bir yenisini ekliyordu.



Sınırsız Ortaklık: Dans ve Feminist Analiz*

Ann Daly**

Çeviren : Songül Tuncalı

Batı kültüründeki tüm sanatlar arasında, feminist analizden en fazla istifade edebilecek olan sanat dalı belki de danstır. Bu iki alan, kuşkusuz, büyük oranda uyumludur. Dans bedenin sanatsal bir biçimidir; bedenin de toplumsal cinsiyet farklılıklarının büyük oranda kaynaklandığı yer olduğu varsayılır. Feminist analizin, bedenin hangi yollarla biçimlendirildiği ve anlam ifade ettiği üzerine araştırmaları; bedenle ilgili çalışmalar, bedenin eğitimi, öyküleri, dünyadaki varoluş ve algılanış biçimi için her şeyin ötesinde bir tür canlı laboratuvar olan dans çalışmalarına, hemen ve doğrudan uygulanabilir.



Dansçı Kadınlar Buluşması “Dans ve Feminist Analiz” Tartışmalarına Giriş…

Derleyen : Berna Kurt / Mayıs 2007

Nisan ayında Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu Dans Birimi’nde faaliyet gösteren kadınlar olarak Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulubü’ndeki kadın dansçılarla bir buluşma gerçekleştirdik. Dans alanında edindiğimiz deneyimi paylaşmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz bu tür buluşmaları ihtiyaç durumunda tekrarlamayı, gerektiğinde BÜFK geneline yaymayı düşünüyoruz. Birlikte sahne aldığımız 8 Mart gösterisinin değerlendirmesinin yapıldığı, gelecek 8 Mart gösterisine dair görüşlerin paylaşıldığı bu buluşmada ayrıca dans, dans analizi ve kadın dramaturjisi ilişkisi üzerine iki temel makale aktardık.



Sahnede İnsan(lık) Halleri...

Berna Kurt / 23 Mart 2007

Garajİstanbul, alternatif dans projelerinin buluşma zemini olmayı sürdürüyor. Hareket Atölyesi’nin Şubat ayında bu sahnede sergilediği İnsan(lık) Hali, 2 ve 3 Nisan’da, saat 20.00’de tekrar oynanacak... Hareket Atölyesi, 1999 yılında bir “atölye çalışması” olarak kurulmuş. Grup, farklı yaş (23-67 arası) ve altyapılardan gelen kadınlardan oluşuyor. İkinci profesyonel projeleri İnsan(lık) Hali’nde kendileriyle dalga geçmek isteyen grup, hayatlarındaki hoşnut olmadıkları ironik durumların parodisini[1] yapmış:



Düğün’ü Toplumsal Cinsiyet Bakışıyla Ele Almak…

Gülcan Küçük

Düğün, Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü ve Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları’nın, ilk olarak 1990 yılında sahneye koydukları ve 2006 yılında reprodüksiyon olarak tekrar sergiledikleri bir dans-tiyatro gösterisidir. Düğün, küçük bir kasabada geçen bir evlenme sürecinin tüm evrelerini iki düzlemde anlatmaktadır: Birinci düzlem kasaba hayatının ve evlenme basamaklarının doğal akışını anlatan düzlemdir. İkincisi ise, üç fantastik karakterin hâkim olduğu, birinci düzlemde ilerleyen kasaba hayatında yaşanan kırılma teşebbüslerinin (geleneklere uygun biçimde ilerleyen evlenme sürecini aksatabilecek müdahalelerin) anlatıldığı düzlemdir.



Yvonne Rainer

Seda Saral / Eylül 2003

Postmodern dansın ilk örneklerini veren Rainer’ın çalışmaları müzik, hikaye veya tiyatro üzerine kurulmaz; tamamen bağımsız olgulardan oluşur. Temel bileşenler olarak, şans prosedürleri, doğaçlama, gündelik yaşamdan alınma hareketlerin kullanımından bahsedilebilir. Ona göre dans sosyal ve ortaklaşa yapılan bir olaydır. Cunningham tekniğiyle Graham’ı harmanlayan Rainer zamanla kendi hareket vokabülerini oluşturmaya başlar. Gösterilerinin hem koreografisini üstlenen hem de bu gösterilerde icracı olarak yer alan Rainer, koreografisine zıtlıklar koyarak ‘uzlaşılmış olan’ı eleştirmeyi amaçlar.



Saura'nın Son Filmi: Iberia

Seda Saral / 01 Şubat 2007

Iberia, Carlos Saura’nın 2005 yılında, ünlü İspanyol besteci Isaac Albéniz’in “Iberia Suiti” adlı eserinden ilham alarak çektiği bir dans filmi. İspanya’nın önde gelen dansçı ve müzisyenlerinin rol aldığı filmin her bir epizodu, aynen Albeniz’in eserinde olduğu gibi İspanya’nın bir bölgesi veya şehri üzerine bir dans-müzik sahnelemesinden oluşuyor. Flamenko, klasik dans, modern dans ve balenin çeşitli bileşimlerinin oluşturulduğu dans üsluplarına paralel olarak, eşlik eden müziklerde de yer yer benzer bir füzyon anlayışı hakim: flamenko-jazz, flamenko-klasik müzik, otantik flamenko, flamenko-tango.



Bausch Gösterilerinde Toplumsal Cinsiyet ve Kadının Sunuluş Biçimi

Seda Saral / 02 Mayıs 2004

“Gerçek konu bir kadının öfkesi değil o kadının işitilmeyen öfkesidir.” diyen Bausch’un bu sözleri aslında eserlerindeki en temel temayı işaret eder: Kadın ve erkekler arasındaki çatışma ve yüzleşme. Bu genel tema elbette ki sadece kadın sorununa ilişkin ve tek başına onunla açıklanabilecek bir olgu değildir. Ancak bu temaya yaklaşırken çatışmanın sonucu olarak ortaya çıkan şiddet ve bu şiddetin ağırlıklı olarak erkekler tarafından kadınlara uygulanması feministleri alarma geçiriyor.



Kadınlar ve Dans, Periler ve Sirenler

Christy Adair

Derleyen : Banu Açıkdeniz / Gülcan Küçük

Dans, kadınların hakim olduğu alanlardan biri olarak görülür. Fakat kadınların bu alana gerçekten hakim olup olmadığını anlamak için onların dans alanında üstlendikleri rollere bakmak gerekir. Toplumsal cinsiyete dayalı işbölümüne bağlı olarak burada da kadınlar ve erkekler farklı roller üstlenmiştir.



Dört Bale-Troy Game

Berna Kurt / 05 Nisan 2006

İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin repertuarına yeni katılan “Dört Bale” programında yer alan dört bölüm içinde akıllarda en fazla kalan, seyirci tarafından en çok alkışlanan ve basında da en fazla konu edilen bölümü yalnızca erkek dansçılar tarafından icra edilen “Troy Game” idi.



Gelin'ler Ağlamasın!..

Berna Kurt / 23 Kasım 2006

İstanbul Devlet Opera ve Balesi toplumsal cinsiyet odaklı danslar sahnelemeye devam ediyor. Geçen sene çok alkış alan “maşizm” eleştirisi Troy Game’den sonra bu sezon da, “Gelin” adlı baleyle kadın sorunu merkeze alınıyor. Koreograf Uğur Seyrek tarafından “yasak aşkların kabul görmediği toplumlarda kadın olmanın zorluğunu, sevgiyi ve nefreti aynı anda yaşamanın baskısını işleyen” bir gösteri olarak tanımlanan bale, kadınların uğradığı şiddet biçimlerinden biri olan “zorla evlendirilme”yi konu ediniyor.





Kültür - Sanat
  • Dans
  • Edebiyat
  • Müzik
    » Popüler Müzik ve Toplumsal Cinsiyet
  • Sinema
    » Feminist Belgeselcilik Dosyası
  • Tiyatro


 
Pano
 

 
Son Eklenenler
 


copyright 2006 Feminisite.net, her hakkı saklıdır. Design by > MAJOR DESIGN WORKSHOP
www.majortanitim.com.tr